Jinekolojik Kanserlerin Tedavisi Nasıl Yapılır?

Kadınlarda en sık görülen kanserler gelişmiş, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde sıklıkları farklılık gösterse de vulva kanserleri, vajen kanserleri, rahim ağzı kanserleri, rahim kanserleri, yumurtalık kanserleri, tuba uterina yani tüpler ve periton yani karın iç zarı kanserleri ve gestasyonel trofoblastik hastalıklar olarak sınıflamak mümkündür. Kadın genital kanserlerinin bir kısmı hemen belirti verir. Örneğin rahim kanserlerinin %70’i vaginal kanama ile başvurur. %50’sinden fazlası ise karın içi kanserleri ve yumurtalık kanserinde olduğu gibi hiçbir belirti vermez.   Vulva kanseri daha çok genital bölgede kaşıntı, ele gelen kitle, geçmeyen ülsere lezyonlar şeklinde kendini gösterir. Özellikle ileri yaşlarda, menopoz sonrasında görülür. Vagen kanseri ağrısız vajinal kanama, akıntı veya postkoital yani ilişki sonrası kanama, sık idrara çıkma ve kasık ağrısı belirtileri ile kendini gösterebilir. Serviks kanseri anormal ve âdet dışı vajinal kanamalar ile belirti verir. Özellikle ilişki sonrası kanamalar, kötü kokulu akıntılar, ileri evrelerde pelvik  yani kasıklarda ağrı, sık idrara çıkma, idrara kan gelmesi, idrarda yanma ve sızlama; bağırsak ve mesaneye ilerlemesine bağlı semptomlar da diğer belirtileri arasındadır.  Uterus korpus, yani rahim kanserleri %70-90 oranlarında vajinal kanama ile kendini gösterir. Âdet dışı kanama, menopoza yakın dönemde yoğun ve uzun süreli kanamalar, özellikle yumurtlamasız periyodu veya karşılanmamış östrojen etkisine maruz kalan kadınlarda görülür. Over-tuba-periton kanseri, yani tüpler ve karın içi zarı kanserlerinde özellikle ileri evrelerde olmak üzere bulantı, karında ağrı, karında şişkinlik, karın çevresi ölçümünde artış, yemede zorluk ve çabuk doyma, sık idrara çıkma,sık idrara sıkışma, nonspesifik pelvik, abdominal, menstrüel şikayetler görülür. Gestasyonel trofoblastik hastalıklar gebelikle ilişkili tümörler olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Uzamış ve belirgin vajinal kanamalar, buna bağlı gelişen anemi semptomları var. Bunlar halsizlik, çarpıntı, efora tahammülsüzlük, saç dökülmesi gibidir. Gebelik toksemisi, yani  preeklampsi ve eklampsi, gebelik bulantı kusmalarının aşırı olması, hipertirodizm bulguları olan taşıkardi, titreme, ciltte ısı artışı görülür. Vulva  – vajen kanseri 6-7. dekatlarda, yani 60-70’li yaşlarda artış gösterir. Serviks kanseri ortalama 40’lı yaşlarda, 35-55 yaş arasında görülür. Uterin korpus kanseri 40 yaş öncesi daha az olmak üzere 50’li 60’lı yaşlarda karşımıza çıkar. Over kanseri 55 ve 64 yaşta pik yapar. Oysaki germ hücreli over tümörleri 2-3. dekatta, seks kord stromal tümörler ise 5. dekatta daha sık gözlenmektedir. Gestasyonel trofoblastik hastalık doğurgan çağda daha sık görülür. Dünya Sağlık Teşkilatı 3 kanserin taramasının yapılmasını önermektedir. Bunlar serviks kanseri için PAP smear ve HPV taraması; meme kanseri için mammografi, meme USG?si; kolon kanseri ise gaitada gizli kan için kolonoskopi yöntemi ile taranabilir.  Serviks kanseri (rahim ağzı kanseri) nedir? Serviks kanseri; Human Papilloma Virus-HPV olarak tanımlanan bir DNA virüsünün yol açtığı hücresel değişikliklerden kaynaklanmaktadır. HPV, sadece rahim ağzı kanseri dışında yutak kanserleri, anogenital kanserlerine, vajinal, vulvar ve penil kanserlerine de yol açabilmektedir. Rahim ağzı kanserlerinin %70’inden HPV 16-18 olarak adlandırılan alt tipler sorumludur. Rahim ağzı kanseri akıntı, kötü kokulu akıntı, âdet dışı kanama, cinsel ilişki sırasında ve sonrasında kanama şeklinde belirti verir. Toplumda genellikle rahim kanseriyle karıştırılır. Ancak tümörün ortaya çıktığı yer bu kanser türünü rahim kanserinden ayıran en belirgin farktır.   Özellikle erken yaşlarda cinselliği yaşayan, birden fazla partneri olan ya da birden fazla kadın partneri olan erkeklerle birlikte olan, genital hijyenine özen göstermeyen, sigara içen ve cinsel yolla bulaşan hastalıklara ait mikroorganizmaları taşıyan kadınlar servisk kanseri açısından riskli gruptadır. Yumurtalık kanseri (over kanseri) nedir? Over kanserlerinin yüzde doksanını over yüzey epitelinden köken alan epitelyal tümörler oluşturur. Ardından görülme sıklığına göre germ hücreli tümörler, seks kord stromal tümörler ve metastatik tümörler gelir. Toplam 4 grupta incelenen epitelyal over kanseri, kötü seyirli bir hastalıktır. Sinsi bir şekilde ilerler ve bu nedenle de ?silent killer=sessiz katil? olarak adlandırılır. Over kanseri kadınlarda kansere bağlı en yaygın beşinci ölüm sebebidir ve tüm jinekolojik kanserlerin en ölümcülüdür.  Yumurtalık kanserinin yaşam boyu gelişme riski, ortalama 70 yıllık ömürde, yüzde 1.4 olarak raporlanır. Bilgilerimiz bu kanser türünün  büyük kısmının kadına özgü olduğunu gösterir. Ancak %10’luk kısmında  genetik mirasın rol oynar. Özellikle genetik mirasın rol oynadığı grupta, yıllık yapılacak kontroller ile over kanseri erken dönemde tespit edilebilmektedir. Over kanseri kadınlarda şişkinlik, karın ağrısı, dolgunluk hissi ile belirti verir. Ancak bunlar geç dönem hastalık belirtileridir. Hastaların %50’sinde ise kansere dair herhangi bir şikayet görülmez. Bu nedenle, over kanserlerinin erken evrelerinde kesin tanı ve etkili tedavi için acil ve karşılanmamış bir tıbbi ihtiyaç söz konusudur. Oysaki serviks ve meme kanserinde  multidisipliner tedavi yöntemlerii, tarama ve tanıdaki ilerlemeler sayesinde hayatta kalma oranı >%90’dır. Miyomlar alınmalı mıdır alınmamalı mıdır? Miyomların tedavisi konusunda cerrahi ve cerrahi dışı pek çok yöntemden söz edebiliriz. Eğer hastanın herhangi bir şikayeti yoksa genellikle düzenli takipler yeterli olur. Fakat acil tedaviler kapsamında kanamayla ilgili problemleri çözmek için farklı yöntemler kullanılabilir. Bunların yanı sıra tedavilerde; ağrı kesici ve iltihap önleyici ilaçlar, ilaçlı spiraller, hastada geçici menopoz etkisi yapan iğneler, doğum kontrol hapları ve moleküler düzeyde yeni grup ilaçlar da kullanılabilmektedir Cerrahi tarafta da rahmi besleyen damarların özel yöntemlerle tıkanması, miyomların küçültülmesi, miyomların açık ya da kapalı cerrahiyle çıkarılması, hastanın da isteğine bağlı olarak rahmin alınması söz konusu olabilir. Dolayısıyla düzenli doktor kontrollerini ihmal etmemek önemlidir. Jinekolojide robotik cerrahi nasıl kullanılır? Minimal invaziv cerrahi, son 30 yılda geliştirilen ve geliştirilmeye devam edilen, en büyük cerrahi yenilik olarak kabul edilebilir. Geleneksel açık cerrahiye göre kanıtlanmış avantajları vardır: cerrahi travma ve cerrahi alan enfeksiyonları, postoperatif ağrı ve fıtık, hastanede yatış süresinin kısalması, erken çalışmaya geri dönme ve kozmetik sonuçların iyileştirilmesi vb. Geleneksel laparoskopi, iki boyutlu (2B) izlemenin derinlemesine algılanması, kamera kararsızlığı, sınırlı hareket aralığı ve uzun öğrenme eğrilerinin azaltılması gibi çeşitli kısıtlamalarla ilişkilidir.  1980’li yıllardan beri konvansiyonel laparoskopide karşılaşılan zorlukların üstesinden gelmek amacıyla, cerrahın becerilerini artırmak, karmaşık cerrahi sırasında hassasiyeti arttırmak ve minimal invaziv cerrahinin yayılmasını kolaylaştırmak için çalışmalar başlatılmıştır.Robotik yardımlı teknoloji, geliştirilmiş üç boyutlu stereoskopik görüş, insan el bileği hareketlerini sağlayan ve değiştiren aletler,   titremenin ortadan kaldırılmasıyla cerrahi hassasiyeti artırır. 2005 yılında jinekolojik cerrahide kullanılanılmaya başlanan robotik cerrahi sisteminin FDA onayından bu yana, robotik işlemlerin büyümesi son yıllarda çarpıcı bir şekilde artmıştır. Histerektomi,  2 yıl gibi bir sürede %36’lara ve 2013’te 191.000’li rakamlara ulaşmıştır. Bununla birlikte, robot destekli cerrahinin güvenli ve uygulanabilir olduğu çalışmalarla kanıtlanmıştır. Bu bağlamda, jinekoloji ve jinekolojik onkolojide ve ürojinekolojide  artan operasyonlar ile robotik cerrahi ile başarıyla gerçekleştirilmektedir.  Robotik platformlar tarafından sunulan büyütülmüş görünüm, geliştirilmiş ergonomi ve el becerisi, açıktan MIS’e geçişi kolaylaştırabilir.  Jinekolojik kanserlerin en önemli belirtileri nelerdir? Miyomlar ne zaman alınmalıdır? Yumurtalık kanseri (over kanseri) nedir? Jinekolojik kanserlerde robotik cerrahi avantajları nelerdir? Rahim ağzı (serviks) kanseri tanı ve tedavi yöntemleri nelerdir?



Bir cevap yazın